ŞARKÖY’DE KIŞ HAZIRLIKLARI

Yaz dönemini geride bırakıyoruz. Sonbahar hazırlıkları çocukluğumuzda ayrı tatlı telaşla başlardı. Harmanlar dövüldükten sonra, samanlar taşınarak, samanlığa doldurulurdu. Daha fazla saman koyabilmek için, her konulan saman ayakla çiğnenirdi. Buğdaylar gözerlenir (Gözer: Büyükçe yuvarlak içi deriden yapılmış delikli elek türü), çuvallara doldurularak evlere taşınır, burada kışlık ihtiyacı kadar un haline getirilir, kalan da hayvanlara yem olarak saklanırdı. O yıllarda hayvan yemi diye bir şey bilinmezdi. Arpa, mısır, buğday ve yulaftan hayvanlar için, yarma veya kırma dediğimiz, yem yapılırdı. Un fabrikası, Mürefte caddesi üzerinde bulunan çeşmenin, yan tarafında bulunan Rıza Erkan’ın yerinde idi. Halen fabrikanın kalıntıları durur. İğdebağları köyü ve dere kenarlarında su değirmenleri bulunurdu. Sahilde, Sohbet Motel’in ön tarafında, deniz kenarında yel değirmenlerinde buğdaylar un haline getirilirdi. Unlar, ambarlara konularak, kışlık zahire faaliyetlerine girişilirdi. Evlerde; kuskus, erişte, tarhana ve kuru yufka yapılırdı. Tüm bu işler hep bir arada kalabalıkla yapılırdı. Kimi hamur yoğurur, kimi açar, birileri yaprak yufkayı havalandırır, bir başkası keser, diğeri kuruması için bezlere koyarak bir yere sererdi.

Tarhana iki türlü yapılırdı. Bir türü, içine domates, biber, yoğurt konularak yoğrulup, ekşimesi için hamur halinde bekletilir, daha sonra ovularak, ufalanır, güneşte kurutulup, ağzı kapalı kaplara konur. Bir de içine süt konularak yapılan “Göce Tarhanası” vardı. Ayrıca buğdaylar kazanda kaynatılır, kurutulur, dibek taşı dediğimiz, içi derin olan, mahallenin belli yerlerine konan taşlarında, elle çevrilerek, bulgur haline getirilirdi. Bunlar yapılırken, tabiî ki insanlar birbirlerine şakalar yapar, genç kızlar çok yüksek sesle olmamak kaydıyla, türküler söyler. Bizler oralarda hem oynar, hem de yaramazlık yapardık.

Domates, biber, patlıcan, bamya gibi sebzeler tepsilerde kurutulur. İplere dizilip, daha evlerin güney kısmının dış kesimlerine asılıp bekletilirdi. Üzüm, kavun gibi meyveler kerevetlere dizilir veya havada kalması için iple bağlanır, ihtiyaç halinde kesilip yenilirdi. Dut, armut, erik, elma gibi meyveler kurutulup, hoşaf yapılırdı. Ham meyveler tahta sandıklar içinde samanlara konulup, muhafaza edilir. Saman çürümeyi önlerdi. Bağbozumu eylül ayında yapılır, pekmez için ayrılan üzümlerden, ihtiyaç fazlası olan üzümler, büyük küfelere (70-80 kg gelir) doldurulur, şimdiki iskelenin bulunduğu yere taşınır, orada tartılarak İnhisarın (Tekel) alım merkezine, gemilerle intikali sağlanırdı. Gemilerin isimleri; Ayvalık ve Gemlik olup, Deniz Baykal’ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu 1978 yılına kadar, taşıma faaliyetlerinde bulunmuş, çıkan petrol krizinden dolayı, seferler iptal edilip bir daha yerine başka bir şey ikame etmemiştir.

Evlerde, meyvelerden şuruplar hazırlanır, gül, dut, nar gibi, tatlı ahlat dediğimiz yaban armuttan langur denilen mayhoş bir şurup da hazırlanırdı. Pekmez yapmak için, önce pekmez tavaları kalaylatılır. Bahçede üzüm çiğnemek için, kare şeklinde havuz yapılır, havuzun altından üzüm suyunu tahliye etmek için, kurnası (musluk) yapılır, çizme giyilerek, ayakla çiğnenen üzüm suları, çiğnendikten sonra kazanlara konularak, içine beyaz toprak dediğimiz (asbestli toprak) konulur. Börttürülmesi (saydamlaşması) için bekletilir. Bahçede yapılan ocaklara, tavalarda kaynatılmak üzere konulup, kevgirle üzerinde bulunan köpükler alınır. Tahta kepçeyle pekmez dibine yapışmasın diye sürekli karıştırılır. Ocakların altında ateş geçip sönmemesi için odun ve çırpılar, ateşe atılır. Ateşin yan tarafında bulunan küllerin içine, bal kabağı, ayva, patates gibi ürünler konulur, külde pişmiş ayva ve kabağın tadına doyum olmazdı. Pişen pekmezler soğuması için ateşten indirilir. Boşaltılan bakır tavaların dibinde kalan pekmezleri “haydi pekmez yalamaya” denilerek, çocuklar çağrılırdı. Bizlere de pekmez tavasını gülüşmeler eşliğinde yalamak düşerdi.

Bir sonraki sayıda pekmez yazımıza devam edeceğiz..

Uyarı: Burada yayınlanan yazılar Şarköyün Sesi Gazetesi’nin izni olmadan bir başka yayın organında kullanılamaz..


Yorumlar

Sizde yorum yapın;

Adınız-Soyadınız :
Email Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu : 54540
Henüz hiç yorum yapılmamış!